Elif’in arabasında gidiyoruz. Kucağımda Venüs. Simba’ya benziyor. Dişisi. Belki de kardeşi. Fikir, hoşuma gidiyor. Elif vitesli arabasını paldır küldür kullanıyor. Bir şekilde her çukura tekerleği denk getirmeyi başarıyor. Tümseklerden hızlı hızlı geçip bizi hoplatıyor. Gülümsüyorum. Sebepsiz de müthiş gururluyum. Arada buğulanmış gözlük camlarına bakıyor, gözyaşlarını siliyorum. Bu kadar güçlü oluşuna, duruşuna hayranlık besliyorum. Elif’e Simba’dan…
Category: Edebiyat
Kitap-lık’tayım
Kitap-lık zannediyorum Varlık’tan sonra yayın hayatına hâlâ devam eden en eski dergi. 243. sayısında sevgili buster’ınızın en sevdiği öyküsünü bulabilirsiniz. (Her zaman son yazdığınız en sevdiğiniz olmalıdır ki yazmaya devam edebilesiniz canım okur. Her ne kadar insanlar Gondol da Gondol diye tuttursalar da hahhaha.) Alıp destek olmak isterseniz linkleri aşağıya bırakıyorum. YKY’nin kendi dükkanından alırsanız…
Bukowski, İngilizce Öğretmenim Lucas ve Roberta
En arkada, cam kenarında, kalorifer peteğine belimi yaslamış oturuyorum. 17 yaşındayım ve beni benden daha iyi ifade eden biriyle muhabbet hâlindeyim. O söylüyor ben dinliyorum, o konuşuyor ben düşünüyorum. Tam o esnada, sınıf arkadaşlarım ve adının Lucas olup olmadığına şu an tam emin olamayacağım İngilizce öğretmenim bir dilbilgisi konusu üzerine tartışıyorlar. Lucas 20’lerinin ortasında ama…
“Kitap okumak neden bu kadar zor geliyor?” – David Foster Wallace
(Yıl: 2003. Türkiye henüz ADSL’e geçmiş, şu sesten çıkmış.) “Okumak… Kitap okumak sessiz bir odada tek başına kalmayı gerektiriyor da ondan. Aslında kitap okumayı sevmeyen epey zeki arkadaşlarım var. Ve okuyamama sebepleri yalnızca canlarının sıkılması falan da değil. Kitap okuma esnasındaki o yalnızlık, o düşüncelerle baş başa kalma hâli neredeyse bir çeşit dehşet duygusuna yol…
Simmy…
Bir doğum günü mesajını ne kadar geç görebilirsiniz? Hele ki bu bir zamanlar dünyayı ateşe vereceğiniz kadar sevdiğiniz bir dosttan, sevgiliden, Simmy’dense? * Ayran içip ayrı düştüğümüz arkadaşım hatırlatıyor Simmy’yi, bu yazın başı olmalı. En şeyi oydu senin, diyor. Anlıyorum… Aslında o değildi gibi bi’ şeyler demek istememe rağmen -nasılsa- susuyorum. Belki haklı… En şey……
Tam ben de böyle hissediyorum #5 – Thomas Bernhard ve otobiyografik beşlemesi: Bir Çocuk
Bir Çocuk (Çev. Kemal Göztepe) “Hiç kimse bulamadı ve hiç bulamayacak.” -Voltaire Bu alıntıyı çok seviyorum. Alıntının kendisine, anlatmak istediğine ve felsefesine bitiyorum. Bana kalırsa buradaki “bulamama”yı ve “bulamayacağı” hayatımızda en kolay ulaşılabilir olandan tutun da en ulaşılmaz olana dek düşünebiliriz. Burnumu/ağzımı/dişimi bir yaptırsam benden kralı olmayacaktan bir evim olsa şöyle böyle olacağa, 100 bin…
Dirim Ortaklarımız #2 – “Erotologya?” ve Hulki Aktunç
“Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’e ne buyurulur? Saygıdeğmez kendileri, heykelde cinsellik görüp ‘böyle sanatın içine tükürüyorlarmış’. O tükürük, kendi yüzlerine dönmez mi? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken, Tayyip Erdoğan, bale sanatı için ‘belden aşağı’ deyimini kullanmıştı. Görebildiği tek şey belden aşağı’ydı, baleden aşağıydı da ondan. Bu başkanlar kendi meşreplerince ‘Müslüman’dır ve inançlarını ne derekeye…
Tam ben de böyle hissediyorum #4 – Thomas Bernhard ve otobiyografik beşlemesi: Soğukluk (Bir Dışlanma)
Bu yazıların hepsini (bu söyleyeceklerim hariç) aslında çok önce yazdım, ve peyderpey yayımlıyorum. Bu benim otobiyografik seride en sevdiğim etkilendiğim kitap. (Sevgi için biraz başka şeyler devreye giriyor.) Ancak öteki üç kitap üzerine konuştuğum, kendimin sandığım fikirlerin aslında burada olmasına bir o kadar şaşırdım diyebilirim. * Soğukluk – Bir dışlanma (Çev. Nadide Amasyalı) “Her hastalık,…
Cemal Süreya: Bir Nesir Ustası
“Güzel denen şey, biraz da o şeyi güzel bulduğumuz ya da güzel bulmaya hazır olduğumuz için güzeldir.” –C. S. İpek’ten bir mesaj. Can’da indirim var. Koş. Koşmadım, ağır ağır, hantal hantal yürüdüm, sürüm sürüm sürüdüm ayaklarımı. Son günlerine dek. Kitaplar, okunmamış kitaplar çoktandır baskı oluşturuyordu üzerimde. Bakasım yoktu, hızlı hızlı aşağıya indim. (Elbette indirimler internetteydi.)…
Tam ben de böyle hissediyorum #3 – Thomas Bernhard ve otobiyografik beşlemesi: Soluk (Bir Karar)
Soluk – Bir Karar (Çev. Ebru Omay) “İnsanlar ölümü, yoksulluğu ve bilisizliği (cahilliği) aşmakta aciz kaldıklarından, bunları düşünmemekte uzlaşmaya varmışlardır.” Sevgili Ebru Omay’ın bilisiz çevirisini çok beğendim. (Parantez içini ben ekledim.) Ölüm ve yoksulluğu aşma sanırım her kültürde aynı anlama çıkabilir. Daha sağlıklıyız diyemesem de artık daha yaşlı ölüyoruz (kimileri buna ölemiyoruz bile diyor) ve…









