Elif’in arabasında gidiyoruz. Kucağımda Venüs. Simba’ya benziyor. Dişisi. Belki de kardeşi. Fikir, hoşuma gidiyor. Elif vitesli arabasını paldır küldür kullanıyor. Bir şekilde her çukura tekerleği denk getirmeyi başarıyor. Tümseklerden hızlı hızlı geçip bizi hoplatıyor. Gülümsüyorum. Sebepsiz de müthiş gururluyum. Arada buğulanmış gözlük camlarına bakıyor, gözyaşlarını siliyorum. Bu kadar güçlü oluşuna, duruşuna hayranlık besliyorum. Elif’e Simba’dan…
Category: Anılar ve Hikayeler
Kitap-lık’tayım
Kitap-lık zannediyorum Varlık’tan sonra yayın hayatına hâlâ devam eden en eski dergi. 243. sayısında sevgili buster’ınızın en sevdiği öyküsünü bulabilirsiniz. (Her zaman son yazdığınız en sevdiğiniz olmalıdır ki yazmaya devam edebilesiniz canım okur. Her ne kadar insanlar Gondol da Gondol diye tuttursalar da hahhaha.) Alıp destek olmak isterseniz linkleri aşağıya bırakıyorum. YKY’nin kendi dükkanından alırsanız…
Bukowski, İngilizce Öğretmenim Lucas ve Roberta
En arkada, cam kenarında, kalorifer peteğine belimi yaslamış oturuyorum. 17 yaşındayım ve beni benden daha iyi ifade eden biriyle muhabbet hâlindeyim. O söylüyor ben dinliyorum, o konuşuyor ben düşünüyorum. Tam o esnada, sınıf arkadaşlarım ve adının Lucas olup olmadığına şu an tam emin olamayacağım İngilizce öğretmenim bir dilbilgisi konusu üzerine tartışıyorlar. Lucas 20’lerinin ortasında ama…
Yas Günlükleri #3
Birkaç hafta önce annemin kankasının kızının nikâhı vardı. (N’aber?) Birkaç hafta önce annemin kankasının kızının (sonradan benim de kankam olan kızın) nikâhı vardı. Bu da olmadı. Birkaç hafta önce Rachel Getting Married. Tamam dur, baştan: Birkaç hafta önce kankam evleniyordu. Ve fakat daha o gün gelmeden sıkıntılar baş göstermişti. İçimde. Sebepsiz. Bilirsin işte canım okur,…
Yas Günlükleri #2
“Paylaşman gereken acıyı iki katına çıkardın, hafifletmen gereken ıstırabı azaba dönüştürdün.” -Oscar Wilde, De Profundis I’m Thinking of Ending Things‘i ben çevirmiş olsaydım, ve biraz da uçarı, ne bileyim gerçek bir edebiyatsever olsaydı başımda, Ömer Lütfi Mete’nin Gülce şiirinde geçen o mısrayı seçerdim başlık olarak: Uçurum Kenarındayım Hızır. Uçurumun kenarı deyince de aklıma hep…
Yas Günlükleri #1
Şairler ne düşünür bilmem. Şiirin tamamına mı bakmak lazım gelir yoksa şiirin geri kalanını önemsiz kılan mısra diye bir şey gerçekten mi vardır, hiç bilemiyorum. Sözgelimi “hüzne yer var hayatımızda“. Cânân ile şiirimiz. Cânân bilmese de ben şiirimiz demeyi seviyorum. Yorumu attıktan sonra okuduğum, sevdiğim, anladığım, sıklıkla kullanmaya başladığım için. Ve hep de yanlış yanlış,…
Barış Karamuço, Ağlayan abi, Sinoplu, Bembayaz olan kız ve Babam
Gece 2, can havliyle bağırıyor. Babam. Anlamıyoruz. Dişleri yok, motor bölümü çoktan bozulmuş. O mu, bu mu, şu mu? Yüz-on-iki, diyor. Bozulmamış diye azıcık seviniyor, haldur huldur hazırlanıp, telefonu tuşluyoruz. Ambulans ist… Hastamı… Hastamızın ağ… Evet… Evet, evet va… Hastamızın ağzından kan geliyor. İmam sakal-bıyıklı bir doktor. Önce şaşkınlığını gizleyemiyor sonra güzel bir hastaneye yerleştiriyor…
Simmy…
Bir doğum günü mesajını ne kadar geç görebilirsiniz? Hele ki bu bir zamanlar dünyayı ateşe vereceğiniz kadar sevdiğiniz bir dosttan, sevgiliden, Simmy’dense? * Ayran içip ayrı düştüğümüz arkadaşım hatırlatıyor Simmy’yi, bu yazın başı olmalı. En şeyi oydu senin, diyor. Anlıyorum… Aslında o değildi gibi bi’ şeyler demek istememe rağmen -nasılsa- susuyorum. Belki haklı… En şey……
Sıkılmalısın, sıkılmaya ihtiyacın var, ve hatta, sıkılmak normaldir
Bilgi sahibi olmakla bilge olmak arasındaki farkı düşünüyorum son zamanlarda, sıkça. Komiği, yapılan salaklıklarla hatırlanan 10’lu yaşların sonundan 20’li yaşların ortasına dek bilge biriymişim çıkarımında bulunmam oluyor. Her defasında. Bugün bunun farkına varmam bir profesörün attığı video sayesinde oldu, yarın belki o günlerde yazdığım bir e-postayı yeniden okuduğumda olur, bilemiyorum. (Ve bu şekilde başladığım denemelerde…
Çocuk arkadaşlar ve daha çok seven olmak
“Muhammet, Muuuhammet, Muhammmmmeeeeeğğğğt!” Mami nihayet pencerede. Ne oldu, diye soruyor. Gelsene, diyor isimsiz. Onsuz da zevkliymiş ama onunla daha da zevkli oluyormuş maç. Annesi izin vermiyormuş. Bu öğlen sıcağında, kızıyormuş. Akşama, diyor. E, gel, napıyon ki, normal muhabbet ederiz, diyor isimsiz. Olmaz gibisinden bir işaret yapıyor büyük ihtimal Muhammet. Saatler sonra bir deneme daha yine…









