Bu hafta yine kültür mantarlığı yaptığım bir dönemi geride bıraktım, yani aslında hafta bitmedi evet, ama bana bu kadarı yeter. Pek sevgili “kardocum”un (asdfhugklg) baskısı üzerine IKSV kapsamında nefis bir filme gittim. Ve onun verdiği aşkla da, birkaç gün sonra dediği, “Talimhane Tiyatrosunda Lorca oyunu varmış, Kanlı Düğün, herkes geliyor, gidelim, sen de gel”ine karşı…
Category: Edebiyat
Bir: Sorun Etmek ve İki: Nereye
Geçenlerde arkadaşla sahildeydik. (“Arkadaşla”, kim bu arkadaş?!!!! Tanımazsın. İsmi ne!!111!!) İnsanın bilime veya sanata adayabilmesi için kendini, bir şeyleri sorun etmesi gerekir kendine, dedim. Sorun edilmeyen yerde ikisi de olmuyor. Biri, çocuğunu izlerken, aynada kendini ne zaman fark edeceğini “sorun eder”, ve bunun üzerine çalışmaya başlar, ve bu sorun edene eşlik eden bir beş kişi…
Olan Bitene Dair Hissettiklerim
“Bir insanın kendisinden çok şey istemesini anlıyor ve onaylıyorum. Ama bu isteği başkaları üzerine de yayar, yaşamını iyi uğruna sürdürülecek bir “savaşa” dönüştürürse, bu konuda bir yargı vermekten kaçınırım; çünkü savaşa, eyleme, muhalefete en ufak değer vermeyen biriyim; dünyayı değiştirmeye yönelik her girişimin, sonunda savaşa ve şiddete yol açacağını bildiğimi sanıyorum, bu yüzden hiçbir muhalefet…
Ezop’tan (Aisopos) Kıssadan Hisse
Tarık Dursun K. pek çoğumuzun gayet sevdiği yazarlardan. Ezop Masalları’nı da çevirmiş kimse. 1966’da, kendisi yolun yarısında iken. Kısaca, çocukken okuduğumuz bu metinlerin bazılarını son derece korkunç ve zararlı buldum. Ama bazıları da var ki, mükemmel. 2500 sene önce yazıldığını belirtmekte de fayda var, fazla bilmiş ve duyarlı kimseler gibi konuşmadan evvel. Bu topraklar, gerçekten…
Woolf, Dickinson ve Jiri
Belli başlı yazarlar var, bunlara eleştiri kabul edilmiyor, hangi kertede okur olursanız olun, fark etmez. Bu yazarlara dil uzatamazsınız, beğenmek zorunda değilsinizdir ancak beğenmediğinizi dile getiremezsiniz, yadırganırsınız. Virginia Woolf da onlardan biri. Mrs. Dalloway adlı kitabında (Başyapıtı mı bilemiyorum, bence değil. Nasıl ki Dostoyevski’nin başyapıtı olarak Suç ve Ceza’yı gösteremeyeceksek pek sevgili Clarissa için de…
Kitabı Yarıda Bıraktıran Şeyler – Çeviri Metinlerdeki İsim Sendromu//Yer İsimleri
Kütüphaneme okuduğum kitapları yerleştirirken yere düştü. Bu tür olaylara kozmik anlamlar yüklemeyi seven ben, hemen aldım çok güzel kapaklı kitabı ve bir köşeye koydum. Demek ki okunmayı bekliyor artık, dedim. Çok çok iyi olduğunu ve seveceğimi düşündüğüm iki kitap vardı sırada ama onları hemen bir kenara ittim. Çünkü bu kitap beni oku diye resmen önüme…
On ve Yedi Adımda Yazan İnsandan Yazara Geçiş Süreci
1- Yayımlanmamış yazan. 2- Yayımlanmış yazan. 3- Kitabı yayımlanmış ama tutmamış yazan. 4- Kitabı yayımlanmış ve tutunmuş yazan. 5- Kitabının ikinci baskısı için daha iyi bir yayıneviyle anlaşmış yazan. 6- Nihayet yazılarından para kazanmaya başlamış yazan. 7- Çok satan yazan. 8- Kitabı başka dillere de çevrilmiş yazan. 9- Ülke çapında adı duyulmuş yazan. 10- Belgeseli…
-Bulunsun
“Deli, güzel, yaralı, hasta, kırılmış, incinmiş insanları seviyorum. İnsan ıstıraptır, hastalıktır, budalalıktır, incinmektir.” “Büyükada’da bir türlü öpmeye cesaret edemediğim liseli can kız Nermin. Yahya Kemal’den dizeler okumaya yeltendiğimde kıkırdayıvermişti.” “Hakaretleri ve övgüleri aynı ilgisizlikle dinlerseniz, o zaman, erdemde ilerlemeler yaptığınıza inanabilirsiniz.”
Midemi Bulandıran Şeyler
Bunu seri olarak yapmayı tasarladım. İlk sayısında yer vereceğim konuysa kesinlikle nitelikli edebiyattan az anlayan insanlar. Bu kişileri bir milyon kilometreden seçebilirsiniz. Pek bir şey bilmedikleri gibi, çok şey konuşmaya çalışırlar. Durduk yere yazarlardan alıntılar yapıp, bir şey biliyormuş havalarına girmeye bayılırlar. Acınası bir durum. Bazıları vardır, iğreti durmaz; bazılarının yapmacıklıkları bellidir ya, onu diyorum…
“Kitabı Kapağına Göre Yargılama” Saçmalığı Üzerine
Başlıktaki gibi sözler etmişse de bazıları, okumadığın bir kitabı ilk olarak kapağına göre değerlendirirsin. Bu şaşmaz çünkü okumamışsındır işte, adı üzerinde. Elindeki tek veri budur. Tanımadığın insanı gözlemleyebilirsin belki ama tanımadığın bir yazarı gözlemlemek ne yazık ki bedava değil. Satın alman lazım. İşte ben de yine “tam da bu yüzden” diyorum ki: “Madem kitap basacaksın/basıyorsun…









