Bir Çocuk (Çev. Kemal Göztepe) “Hiç kimse bulamadı ve hiç bulamayacak.” -Voltaire Bu alıntıyı çok seviyorum. Alıntının kendisine, anlatmak istediğine ve felsefesine bitiyorum. Bana kalırsa buradaki “bulamama”yı ve “bulamayacağı” hayatımızda en kolay ulaşılabilir olandan tutun da en ulaşılmaz olana dek düşünebiliriz. Burnumu/ağzımı/dişimi bir yaptırsam benden kralı olmayacaktan bir evim olsa şöyle böyle olacağa, 100 bin…
Category: Alıntı
Tam ben de böyle hissediyorum #4 – Thomas Bernhard ve otobiyografik beşlemesi: Soğukluk (Bir Dışlanma)
Bu yazıların hepsini (bu söyleyeceklerim hariç) aslında çok önce yazdım, ve peyderpey yayımlıyorum. Bu benim otobiyografik seride en sevdiğim etkilendiğim kitap. (Sevgi için biraz başka şeyler devreye giriyor.) Ancak öteki üç kitap üzerine konuştuğum, kendimin sandığım fikirlerin aslında burada olmasına bir o kadar şaşırdım diyebilirim. * Soğukluk – Bir dışlanma (Çev. Nadide Amasyalı) “Her hastalık,…
Tam ben de böyle hissediyorum #3 – Thomas Bernhard ve otobiyografik beşlemesi: Soluk (Bir Karar)
Soluk – Bir Karar (Çev. Ebru Omay) “İnsanlar ölümü, yoksulluğu ve bilisizliği (cahilliği) aşmakta aciz kaldıklarından, bunları düşünmemekte uzlaşmaya varmışlardır.” Sevgili Ebru Omay’ın bilisiz çevirisini çok beğendim. (Parantez içini ben ekledim.) Ölüm ve yoksulluğu aşma sanırım her kültürde aynı anlama çıkabilir. Daha sağlıklıyız diyemesem de artık daha yaşlı ölüyoruz (kimileri buna ölemiyoruz bile diyor) ve…
Tam ben de böyle hissediyorum #2 – Thomas Bernhard ve otobiyografik beşlemesi: Mahzen (Bir Vazgeçiş)
Mahzen – Bir Vazgeçiş (Çev. Mustafa Tüzel) “Ansızın duyumsadım ki varoluşum yeniden yararlı bir varoluştu.” Bu eskiden değil, tam şu zamanlarda daha çok hissettiğim bir duygu durumu. Sanki yaşamamın bir yararı yok gibi. Bakın değeri ya da öneminden bahsetmiyorum. Düpedüz kimseye yarar sağlamadığından… Hastanedeki hastabakıcıları düşünüyorum, hemşireleri, hatta o uyuz doktorları… Hepsinde, hepsi de, bu…
İki Satır, İki Satırdır: Bir Edip Cansever Savunması
Denir ki şairler âşık olduğu kişiyi değil, âşık olma ediminin kendisini sever. (Nasıl kelime oyunları ama, yani biraz düşününce.) Sevdiğini yüceltir, mektuplarını kafasında yarattığı o kişiye yazar. Ahmet-Mehmet, Ayşe-Fatma, Maya-Mira, Ada-Su aslında önemsizdir. Buna çok fazla katılsam da, yaşanan hayal kırıklıklarından sonra şairin iyiden iyiye içe, içine, en derine, özüne dönmesinin, küskünleşmesinin, yalnızca ve yalnızca sanatına…
Editör Ceketim #2 – Bahsetmem Lazım & Güliz Ayla
Yurtdışında ilk zamanlar çok da Türklerle takılmak istemezsin, ama belli bir süre yaşadıktan sonra anadilini özler ve eğer şansın yaver giderse çok iyileriyle tanışırsın. Hiçbiriyle görüşmesen de artık bahsetmen lazım gelir: Osman, İnci ve Batuhan. Sonradan gruba dahil olan bir de ben. Osman beni barlardan toplar, evin kanepesine yatırır. Ayakkabılarımı bile çıkarır, hiç gocunmaz. Beraber…
Edebiyata dair her şey üzerine: Raymond Carver
Temelde üç tane yazar için, onlara beğendirmek için kaleme alıyorum öykülerimi. Başlıkta adı geçen Raymond Carver da bunlardan biri. Ötekiler, daha önce isimlerini çoğu kez zikrettiğim gibi, Hemingway ve Tomris Uyar. Çünkü bu üçlü kurmacalarının yanı sıra kurmaca hakkında yazdıklarıyla (hatta belki de en çok bu hususta yazdıklarıyla) çokça eşlik/hocalık etmişlerdir bana. Raymond Carver’ın iki…
Editör Ceketim #1 – Madonna Olacakmış & Nil Karaibrahimgil
İnsan bir iş tutturmuşken kendi kendine mırıldanır ya, bi’ süredir dinlediği şarkının sözlerini, yahut ezberlediği bir şiiri, hatta roman alıntılarını… Ben epey süredir bunları oldukları gibi değil de aklımda yer ettiği şekilde dile getirdiğimi fark ettim. Bunu zaten neredeyse herkes bu şekilde yapar buster, senin farkın ne ola ki diyor olabilirsiniz, ve fevkalade haklısınız da….
Marlon Brando, “en” olmak ve Amerikan sistemi üzerine
Marlon Brando bir şekilde kapitalizme ve içinde yaşadığımız yıllara dair söylemek için can attığımız şeyleri, çok kısa sürede ve (büyük ihtimalle) 1989 yılında söylemiş. Eh, bize de çevirmesi kaldı. * Gazeteci: Gelmiş geçmiş en iyi aktör kabul edildiğinizin farkında değil gibisiniz… Marlon Brando: Gelmiş geçmiş en iyi aktör Tim’dir (köpeği). Canı bir şeyler yemek istediğinde…
Uyanış
Bu zamana dek üzüldüğüm, kırıldığım, hatta toparlayacak olursak yaşadığım olumsuz ne varsa sorumlusunun hep kendim olduğunu düşünürdüm. Bir şekilde o ortama uymayan varoluşumun, düzeni bozan düşünce akışımın, ayrıksı hayal dünyamın bütün bunlara sebebiyet verdiğini sanırdım. Hani neredeyse, sanki ne ettiyse onu bulan garip bir kırmızılık ve mavilik arasında sıkışmış kalmıştım. Sonra sorunun aslında bende değil,…









