Elif’in arabasında gidiyoruz. Kucağımda Venüs. Simba’ya benziyor. Dişisi. Belki de kardeşi. Fikir, hoşuma gidiyor. Elif vitesli arabasını paldır küldür kullanıyor. Bir şekilde her çukura tekerleği denk getirmeyi başarıyor. Tümseklerden hızlı hızlı geçip bizi hoplatıyor. Gülümsüyorum. Sebepsiz de müthiş gururluyum. Arada buğulanmış gözlük camlarına bakıyor, gözyaşlarını siliyorum. Bu kadar güçlü oluşuna, duruşuna hayranlık besliyorum. Elif’e Simba’dan…
Category: Barış Manço
nekrayaS ıralnuyoK
Analiz sırasında, elbette son derece olağan biçimde babama fazlasıyla denk geldim. Babama dair hatırladığım en eski konu ise hayli garip. Black Sheep mi yoksa Lost Lamb mi olduğum hakkında bi’ yazı yazıyordum. Yani, beyaz koyunların arasındaki o kara koyun mu yoksa kayıp bir kuzu mu olduğuma dair. Yani neden her ikisinden biri olmalıyım ki evvela?…
Şeytanlarımdan vazgeçersem…
Babam, ilkokul anılarından birini anımsıyor, birazcık narsisizm ile. Ben kendisine yakıştığını düşünüyorum: O zamanlar selvi boylular arkalarda otururdu. Benim gözlerin görmediğinin yeni yeni farkına varmıştık. Öne geçmek istiyordum, izin vermiyorlardı. Ertesi gün kocaman gözlük camları ile okula geldiğimde, kendimi yerin dibine girmiş gibi hissettimdi. Bir süre sonra, belki de mecburen, gözlük kullanımının havalı olduğunu düşünmeye…
İki Haftadır Dilimde
Sen artık güncesin blog, ara ara seni terk etsem de ilk günkü ihtişamını koruduğun için sana teşekkür ederim. Günce. Bir zamanlar sahaf açarsam koyacaktım bu ismi, yayınevi de olabilirdi, kızım olursa da koyabilirdim. Artık başka isim buldum ona, onu koyarım belki. Belki, kedim olursa ona derim, belki de sadece blog’un adı artık günce olur. Şunu…



