Etrafı toparlarken neredeyse taşındığımdan beri ellemediğim, en eskisi 10 küsür sene önce tutulmuş defterlerime denk geldim. Bir süre sonra sürekli ve her gün yemek yapmaya alışmış birinin yazılarına dünmüş karalamalarımı okudum, oysa ilk başlarken ne de özenli yazmış, ne ilk sayfa alıntıları yapmışmışmışmışım. Bazı defterler bitmiş, bazıları yarım… İçlerinden bazıları sadece kitap ve bazıları sadece…
Category: Alıntı
“Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey” Hakkında 4 Söylenemeyen Söz
İsmi güzel kitaplar, güzel isme sahip kitaplar, kitaplar… Bu satırları yazarken dünyanın en birleştirici unsurunu icra ediyordu okuldaki çocuklar. Bir çeşit bahar şenliği gibi bir şeydi sanırım yapılan, hep bir ağızdan şarkı söylüyorlardı. Handiyse müzik bir TikTok ya da YouTube Shorts ya da arkadaşlara gönderilen kısa bir video gibi bazen. Neden izlediğini anlayamadığın ama kendini…
Hakiki Ruhlar
Filmlerin, televizyonun ve internetin yaptığı ama iyi kitapların hiçbir zaman yapmayacağı şeylerden biri de sanırım bizlere nasıl hissetmemiz gerektiğini bilinçli yahut bilinçsizce öğretmeye çalışmaktır. Evet evet, biliyorum nasıl ki filmler yokken kitap okuduysa insanlar, filmler varken de bunlarla uğraşıyor, evet malum platform öncesi de indirmekle uğraşıyorlardı, evet kabul ediyorum. (Bakın bu bile, yani daha söze…
Dostoyevski ve Kıskançlık – Kıskançlık Tiradı
“Kıskançlık! ‘Othello kıskanç değil, karşısındakine inanan bir adam,’ diyor Puşkin. Yalnız bu sözler büyük şairimizin zekâsındaki olağanüstü derinliği göstermeye yeter. Othello’nun ruhu ezgin, ideali mahvolduğu için hayat görüşü alaboradır. Gene de o gizli gizli casusluğa, gözetlemeye kalkışmaz; içi inanç doludur onun. Aksine, ihanete inandırabilmek için, onu büyük bir zorlukla sürüklemek, itmek, körüklemek gerekir. Gerçek kıskanç…
Asr Suresi’ndeki “Asr” Mefhumu
Kim derdi ki böyle bir yazı yazacağım. Aslında bahsedeceklerimin bir sınırı olduğundan değil, ama yazmaya değer bulduğum o kadar az şey var ki, özellikle de buraları o kadar az kişi okuyor ki, kim derdi ki bunda bir mana bulup, üşenmeyip, şu zamanda bunları yazacağımı. Minikçe, bahsetmek istiyorum, surenin kendisi gibi olacak. Şimdi “asr” kelimesi Arapça’da…
-Bütün dünyadan nefret ediyor gibisin,
Geçen yazıda Kış Uykusu’ndan bahsetmiş, çok sevdiğim yerleri koyamamıştım. Şimdi karar verdim: Bu laflar blogda durmalı ve bakıp hatırlamalıyım. Unutmamalıyım. Üzgünüm, bunu yapmam gerekiyordu. Nihâl N ile, Aydın A ile belirtildi. Filmi izlemek isteyenler için azıcık da olsa bilgi verebilir. Ha, bence seyri etkilemez ama, ne bileyim okuduktan sonra küfür etmeyin de. Gerçi siz etmezsiniz….
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
İle “Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı” kuzen sanki -hep ikisini karıştırırım-, “Çok Eski Adıyladır” ile de kardeş -kardeşler karışmaz-. Bilemiyorum. İsimlerini çok sevdiğim bu kitapların içeriklerine bayıldığım söylenemez. Sadece Bilge’ninki için bir şey demek istiyorum, daha önce yine internete konulmamış şu cümleler, benim kitapta en vurulduğum kelimeler, nasıl olmaz bilmiyorum, belki de yine ben bulamadım: “Oysa…
Kâğıt bebekler bekler
“Hangi parça, hangi rastlantı? Belki de inanılmaz ölçüde ufak bir şey. Bir tırnağın kesiliş biçimi; azıcık eğrilemesine kırılmış bir diş; saçın kıvrımı; konuşurken, sigara içerken bir parmakları açma biçimi belki. Bedenin bütün bu kıvrımları konusunda, onların tapılası olduğunu söyleme isteği duyuyorum.”
Cehalet
Oscar Wilde’ın bu kadar bile yaşaması mucize bana kalırsa… Düşünüyorum sayfaları çevirirken. Yazdıkları inanılmaz iğneleyici olan insanın normal konuşması nasıldır acaba? Benim de birtakım sevdiğim ve sevmediğim isimlere laf atar gibi söylediği şu sözleri söylerken, işitebiliyor musunuz sesini: “Herkes üç ciltlik bir roman yazabilir. Bunun için hem hayat, hem edebiyat konusunda tam bir cehâlet yeter.”…
Çocuklarım, Sevgilerim, Kitaplarım
“Biliyor musunuz, çocuklarım, aşkla dostluk arasındaki en büyük ayrım, karşılıksız dostluk olamamasıdır.” “Tavşanlar çok iyi aile babalarıdır. Yavrularına bir yuva yapmak için karın tüylerini yolarlar. Pek az insan yapabilir böylesini.” “Bir kitabın iyi ve mutlu kullanıldığını görmenin yazarın yüreğini sevinçle doldurabilecek bir yanı varsa, kimilerinin parmaklarıyla okuduklarını görmek çok daha başka bir şeydir! Sözcüklere dokunmak,…









