Hikâye anlatıcılığındaki bu twist denen naneyle, şaşırtmacalıkla, müthiş bir derdim var. Bir yandan inanılmaz seviyorum (eskiden kendim de yapar/yapmaya çalışırdım) bir yandan da okuru/izleyiciyi kandırmak (yani en başta yazarın kendi kendini) gibi geliyor, tiksiniyorum. Oysa belki ne sevme ne nefret gerek. Her iş gibi, yerine göre güzelleşen yahut berbat edilen bir anlatım tekniği gibi görmek……
Month: November 2025
Barış Karamuço, Ağlayan abi, Sinoplu, Bembayaz olan kız ve Babam
Gece 2, can havliyle bağırıyor. Babam. Anlamıyoruz. Dişleri yok, motor bölümü çoktan bozulmuş. O mu, bu mu, şu mu? Yüz-on-iki, diyor. Bozulmamış diye azıcık seviniyor, haldur huldur hazırlanıp, telefonu tuşluyoruz. Ambulans ist… Hastamı… Hastamızın ağ… Evet… Evet, evet va… Hastamızın ağzından kan geliyor. İmam sakal-bıyıklı bir doktor. Önce şaşkınlığını gizleyemiyor sonra güzel bir hastaneye yerleştiriyor…

