“Biliyorum bu duvarı benim için yapmışlar. Bilmediğim bir şey var: Ben içindeyken mi örülmüş, yoksa dışındayken mi?” Bu cümle başlı başına bir başyapıttır. Öykünün güzelliği çirkinliği bir tarafa bu tip cümleleri okumak bile çok önemli artık. Zevkten dört köşe olacağım kitapları ya okudum ya da onlar gibi kitapları okurken artık eskisi gibi…
Category: Alıntı
Bi’ Hikâye Daha Güzel Bitebilir Mi?
Karısı, “Dışarıya mı çıkıyorsun sevgilim?” diye sordu. “Biraz hava almak istiyorum,” dedi doktor. “Nick’i görürsen annesinin onu görmek istediğini söyler misin ona, sevgilim?” Doktor sundurmaya çıktı. Tel kapı ardından pat diye kapandı. Kapı pat diye çarpınca karısının soluğunu tuttuğunu unuttu. Perdeleri inik pencerenin dışından “Afedersin,” dedi. “Ziyanı yok, sevgilim,” dedi kadın. Sıcakta avlu kapısından çıktı….
Ama… #4 ve Bir Alıntı
Onu bunu bırakın da, alıntı bu filmden değil, bir kitaptan. Ama ne kitap! Yani “ama ne kitap” dediysem sizi bilmiyorum fakat bilmem kaç sene önce dediğim bir laf gibi, sırf bu tip cümleler için bile sevebiliyorum ben kitapları, tamamı güzel olmasa da olabiliyor. Neyse, şöyle: “Bizi -bundan sonra- düzeltse düzeltse sahici bir karamsarlık düzeltir.” Piuvv..
Kısa Kısa #20
*Bir duvar yazısı: “THEY LIE, WE DIE” (“Yalanı söyleyen politikacılar, ölen biziz.” Espiri: “lie”ın iki anlamda da kullanabilmesinde. “Onlar yatışta, ölen biziz amk” gibi.) *Vurucu cümlelerin havası bir süre sonra sönerken, saf cümle yüz yirmi bin sene sonra da yaşayacaktır. *Yaşlı birinin, kendinden daha yaşlı bir kadını görünce “teyze” muhabbetine girmesi kadar sinir bozucu bir…
Yaşlanmak-mık.
Bi’ arkadaşım demişti ki neden hikayelerin hep yaşlı, bunak ve/veya aptal kişilerden oluşuyor? Ben de ona demiştim ki çocuklar da vardı bazılarında aslında. Çocuk büyüsünü kaybettim sanırım zamanla ama çok özledim. Neyse bak şu geldi aklıma, Borges diyor: “Yaşlandığımı anlıyorum; en şaşmaz belirti de yeniliklerin beni ilgilendirmemesi, eğlendirmemesi; belki de temelde yeni olmadıklarını, olsa olsa…
Kısa Kısa #19
*6 ayda bir yazıyorum sanırım kısa kısayı. Baktım en son ocakta yazmışım peeh =( *Tek hücreli bir canlıdan bile daha küçük “şeyler”in beni bu dünyada var ettiğine inanma fikri içimi ürpertiyor. *Şu yazının fotoğrafındaki gibi albüm kapakları da var sevgili bilogçular, okurlar, insanlar… Bir de kendi fotoğrafını (hatta şuna suratını diyelim) kapak yapan ucuzcular da…
Şucümleyiokurkenhissettiğimşeyisendehissedebiliyormusun?
“İki servi arasındaki bulut, adama benzedi. Biraz daha sarhoş olsaydım, biçiminin ruhumu andırdığını düşünürdüm.”
“Alın Tabletlerinizi, Başlayın Okumaya…”
Okumak önemli şey. Mesela bugün bu yazıyı görmemiş olsaydım, birinin, daha önce dediklerini tekrar etmiş olacaktım belki birkaç seneye en fazla. Belki de Ahmet Cemal de birinin başka bir dilde daha önce dediklerini demiştir en kötüsü; en iyisi, düşündüklerini, demek istediklerini demiştir belki… Her neyse. Elbet karşı çıkanlar olacaktır, özellikle bu özelliği kullananlar… Hatta abartarak:…
Bazılarından, Bazı Kayda Değer Alıntılar #2
“Bağımsızlığı bencillik sanıldı.” “Gözüne çarpan ilk mektubun üzerinde …’nın el yazısı vardı. İçinde neler olduğunu biliyordu -yalnızlık ve hüzün dolu bir monolog, yabancı olmadığı sızlanmalar, deşilen anılar ve bir yığın ‘acaba’lar- …’ya ilettiği unutulmaz yakınlık artık sanki başka bir çağa aitti.” “Kıskanmamıştı -kız onun için önemsizdi- ama zavallı davranışıyla …’ın içindeki inatçı ve bencil tüm…
Dada’nın veya Dadaizm’in Kendi Tanımı
“Dada hiçbir şey hissetmez, bir hiçtir, hiç, hiç. Sizin umutlarınız gibi: Hiç. Cennetleriniz gibi: Hiç. İdolleriniz gibi: Hiç. Siyaset adamlarınız gibi: Hiç. Kahramanlarınız gibi: Hiç. Sanatçılarınız gibi: Hiç.”









