Son zamanlarda dizi ya da film seçimlerimi (hepsini seyretmeye ömrüm yetmeyeceği için) “o an hangisini izlemek içimden geçiyorsa”ya göre yapmaya çalışıyorum. İster inanın ister inanmayın ama bu benim için son derece yeni bir olgu, sanatsepet işlerinde hayli kontrol manyağıyımdır aslında. Ama dizi ve filmlerin biraz daha “az sanat” olduğu düşüncesini (bunu yıkanlar var elbette, ve…
Category: Köşe Yazısı
Moby Dick’te Astroloji, Before Sunset ve bir Sabahattin Eyüboğlu klasiği
İnsanların türlü türlü, kendine özgü iyileşme, daha iyi hissetme yöntemleri var. Bu durum özelinde başkalarından akıl alacağınız bir konu da yok ortada aslında. Herkese kalk bi dışarı çıkalım, yürüyüş yapalım fikri iyi gelmeyebilir. Kimisi için güzel bir temizlik yapmak olabilir bu iyi hissetme, kimine oje koklamak, kimine de spor yapmak belki. Bana, benim ruhuma ise…
Orhan Pamuk’a dair sevdiğim ve (hâlâ bu hataları nasıl yaptığına dair) anlayamadığım şeyler.
İki önceki yazımızda söz verdiğimiz üzere bugünkü konumuz Orhan Pamuk. Hemen belirtmem lazım ki Orhan Pamuk’a dair en sevdiğim şey Türkçe yazıyor ve her şeye rağmen Türkçe düşünüyor (bu konuda iddialıyım) olması. Bu, tıpkı Sezen Aksu’da olduğu gibi, bizim şansımız. Çünkü ne kadar iyi çevirmen olursak olalım, bir yazarı, bilhassa Orhan Pamuk gibi o bölgeye…
Bir Farah Zeynep Abdullah Meselesi: Sezen Aksu’yu Sevmek ve Yanıyom Ölüyom
Sevgili buster, sen de iyice pop yazarı oldun. Eh, insan biraz da zamanına benziyor iç ses. Her ne kadar FZA’nın hemen her dediğine katılıyor olsam da (ki kendisi gerçeklerden, olmuş olaylardan söz ediyor, yani istesek de katılmamak mümkün değil) sevdiğimiz bazı sanatçıların birtakım söylem ya da eylemleri bize, bilhassa bugünkü bize ve düşüncemize pek uymayabiliyor….
Kafama Göre Şarkı Çevirileri #8 (Kat’s Song – Laura Ellis)
Şarkılardaki oyunculukları çok seviyorum. Tam da bu yüzden canlı performanslara bayılıyorum. O anda sanatçının birden şunlara bir oyun edeyim demesine -hatta bırakın onları- bir milyonuncu keredir söylediği ve artık söylemekten bıktığı şarkıyı kendince oyunlaştırmasına bitiyorum. Gerçi… Bu şarkı öyle bir şarkı değil. ** Yine şans eseri bulduğumuz, denk düşen bir şarkı ama. Burada bu jazz,…
Afyon’daki disleksi ya da dikkat eksikliği olan çocuk hakkında (ama aslında değil)
Bugün size birkaç saat evveline dek asla yazma fikrimin bile olmadığı bir konu hakkında bir şeyler karalamak istiyorum. Çünkü artık bu hâl beni iyiden iyiye çileden çıkarıyor, o kadar ki, tümden insanlarla selamı sabahı kesmeme yol açacak bir gün. Sabah saatlerinde başlıkta geçen kardeşimizden ötürü, daha doğrusu kendisinin haberini yazan kişi yüzünden kankamla neredeyse kavga…
Bir Baba Efsanesi: Beyaz Gölge ve Türkiye’nin neden hiçbir zaman muasır medeniyet seviyesine çıkamayacağına dair bir söylem
Şöyle öğle aralarıma eşlik edecek, evden çalıştığım zamanlarda arkada çalsa yetecek türde bir dizi arıyordum. (YouTube’a ödediğim her kuruşun bu bakımdan helali hoş olsun, gerçek bi’ hazine.) Hazır basketbol sezonu da bitmiş, ve biz oyunu iyiden iyiye özlemişken aklıma Koçum Benim geldi. Tam da dizinin olduğu dönemler ben de basketbol oynuyor ve severek izliyordum. (Yani…
Neden herkes en az bir defa Candan Erçetin’in Harbiye konserinde bulunmalıdır?
Merhabalar dostlar, Bu dostlar lafına çok uzağım ama gerçek ve içten bir dostlar bu, yapmacık değil. Hayata yetişmeye çalışırken yazılara yetişemiyorum. Gerçi bu ayın ikinci haftasından itibaren yazı bonbasına (evet, n) şimdiden hazırlıklı olun. Bunun için siteye üye olmayı, bildirimlerini açmayı falanfilan, of. Neyse o değil, DEĞİL, elbette, YANİ….. Bin senedir yazıyorum artık, ne yapacağınızı…
Din Kültürü ve The Cave üzerine
Bu bahsedeceğim konu epeydir aklımda ve dilimde olduğu için önce blogda benzer bir şey yazıp yazmadığımı arattım. Ne garip ki -garip mi gerçi gerçekten, çok da emin değilim- yazmamışım. Hemen söylüyorum: Din kültürü hiçbir zaman seçmeli ders olmamalıdır (tam tersine ahlak bilgisi seçmeli olabilir bak, nedenlerine geleceğim), muhakkak okutulmalıdır. Ama elbette hakkı verilerek. Ben, ve…
Türkiye 19 Yaş Altı Kız* Voleybol Takımı hakkında
(Bu yazı Bulgaristan ile oynadığımız Dünya Şampiyonası Çeyrek Final Maçı sırasında yazılmıştır.) (Ekleme: Yazıyı bitirene dek yarı finale çıktık.) Aşk ile sevda arasında çok güzel bir nüans var, bayılıyorum. Çünkü hiçbir sevda kolay kolay yeşermiyor. Şairin** de dediği gibi sevdayı büyütmek için zaman gerekiyor, aşk gerekiyor, emek gerekiyor. İlk sevdiğiniz o kitabı hatırlıyor musunuz ya…









