Filmlerin, televizyonun hatta internetin yaptığı ama iyi kitapların hiçbir zaman yapmayacağı şeyler var. Bunlardan biri, bizlere nasıl hissetmemiz gerektiğini (bilinçli yahut bilinçsizce) öğretmeye çalışmayacak olmasıdır. Evet evet, biliyorum nasıl ki filmler yokken kitap okuduysa insanlar, filmler varken de bunlarla uğraşıyor, evet malum platform öncesi de indirmekle uğraşıyorlardı, evet kabul ediyorum. (Bakın bu bile, yani daha…
Category: Köşe Yazısı
Korona Günlerinde Yazarlık
Başlık biraz aşırma evet. Bu yazıyı yazmadan evvel internette aratınca ilk çıkandan arakladım evet. Zaten siz de biliyorsunuzdur evet. Bizimkisi de aşk sayılır evet. Eh. İnsanın kendine dönmesi, kendini bulması, kendini yeniden keşfetmesi için çok uygun bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemi kendine ayırabilenler, evden çalışanlar, ücretsiz izne ayrılmak zorunda bırakılanlar, ücretli izin ile gününü gün…
Sorun – Sor
Aslında fevkalade şeyler kaleme alan ancak o artık yazamadığı, hiçbir şekilde üretemediği kıt döneme girmiş, bunun üzerine de hayatındaki bazı sorunları çözmek, ama daha çok da yazabilmek adına bir psikiyatrı ziyarete gitmiş bizim yazar. Temel sorunu narsistik kişilik bozukluğu olan bu adamı tedavi etmek adına kolları sıvamış doktor, ancak bu gibi sorunları olan kişilerin tedavisi…
nekrayaS ıralnuyoK
Analiz sırasında, elbette son derece olağan biçimde babama fazlasıyla denk geldim. Babama dair hatırladığım en eski konu ise hayli garip. Black Sheep mi yoksa Lost Lamb mi olduğum hakkında bi’ yazı yazıyordum. Yani, beyaz koyunların arasındaki o kara koyun mu yoksa kayıp bir kuzu mu olduğuma dair. Yani neden her ikisinden biri olmalıyım ki evvela?…
Dirim Ortaklarımız #1 – Bazı Türkçe Şarkılar ve Sözleri
Bu Son Olsun şur’da da bahsettiğim içkili muhabbet akşamından sonra değişmez şarkımız, dirim ortaklarımızdan biri haline geldi. Değişmez şarkı, dirim ortağı olma nedeninden bahsetmek istiyorum sizlere bugün. (2 sene geçmesine rağmen yazının üstünden, bugün bile aynı şekilde hayatıma dokunuyor olması ayrı bi’ başlıkta tartışılabilir.) Öncelikle, yaradılışımız gereği üzünçlü gençler olduğumuzdan, üzünçlü yetişkinler olacağımızdan, üzünçlü yaşlılar olacağımızdan……
Bir Sanatçıyı Sevme Devinimleri
Bir sanatçıyı sevmek, ne acayip diyorum. Esasında sevgi bitmiyor, başka yerlerde başka şekillere bürünüyor, metamorfoz geçiriyor. Bir sanatçıya âşık olmak demiyorum, sakın ha! Bir sanatçıyı sevmek diyorum. Ne acayip! Sırf onları seviyorlar diye aşklara karşılık vermeden, bir mühendisi sevmeden, doktor fantazilerinden, yataklı vagonlardan, tren jetonlarından, kemençeden, mor silgilerden de bahsetmiyorum. Çok zor ve yıpratıcı bir şey diyorum bir sanatçıyı sevmek, a…
Dijital çağın yontma taş devri: Mağaraya çizilen resimler, haberleşen ve tüketen insanlar = Instagram
Tarihi devirler yazının bulunmasına göre tarih öncesi ve tarihi devirler olarak ikiye ayrılır. Düşününce üst başlığı tarihi çağlar/devirler olan bu şemanın, yazının bulunmasından önceki döneme göre “TARİH ÖNCESİ” denmesine karşın, yazının bulunmasından sonraki döneme tekrardan “TARİH ÇAĞLARI” denmesi biraz abes duruyor. Aşağıda göreceğiniz tablo aslında biraz eskidi. İnternet’in bulunmasıyla artık DİJİTAL ÇAĞ’a girdik ve bu…
Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya Sorması Gereken Asıl Soru
Hepimiz o şiiri biliriz. Yahut yanlış biliriz. Ya da o şiiri bilmeyiz de, o dizeyi duymuşuzdur. Ben “dizeleri” yazacağım, “Saman Sarısı” şiirinde geçer, şöyle der Ran: “sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin işin kolayına kaçmadan ama gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil ne de ak örtüde elmaların …
Bir Zweig Kitabından Neler Çıkabilir?
Çok da önemsemeden çektiğim şu fotoğraf çıktı karşıma yıllar sonra. Ne de sevinmiştim. Olur-a, kaybedersem diye baksana fotoğrafını bile çekmişim. Şimdi diyorum ya, ben mi daha fazla sevebilirim Zweig’i yoksa bu insan mı? Ben mi daha fazla içselleştirebilirim yaptığım okumaları yanımda telefonla-bunca gürültü ve gereksiz insan içinde, yoksa o mu? Nerede, ne yapıyor şimdi; ne…
Bir İstanbul Özleminin İç Dinamikleri veya Bitmeyen ve Bitmemiş Hali ile Bırakılan Vazgeçilmiş Yazı
Bazen, hatta çoğu zaman demek daha doğru olacak galiba, bukalemun gibi bir insanım. Biraz biraz insana dair olan-biten (bu ikisi pek tabii ki-mutlak surette yan yana kullanılmalıdır ve tire ile birleşmelidir) şeyleri anlamaya çalıştığımı, hatta anladığımı düşündüğümü düşündüğüm şu günlerde, yaşadığım şehirden uzakta kalınca (ki daha önce de çok kaldım) en çok neyi özlediğimi düşündüm….









