Birkaç hafta önce annemin kankasının kızının nikâhı vardı. (N’aber?) Birkaç hafta önce annemin kankasının kızının (sonradan benim de kankam olan kızın) nikâhı vardı. Bu da olmadı. Birkaç hafta önce Rachel Getting Married. Tamam dur, baştan: Birkaç hafta önce kankam evleniyordu. Ve fakat daha o gün gelmeden sıkıntılar baş göstermişti. İçimde. Sebepsiz. Bilirsin işte canım okur,…
Category: Köşe Yazısı
“Kitap okumak neden bu kadar zor geliyor?” – David Foster Wallace
(Yıl: 2003. Türkiye henüz ADSL’e geçmiş, şu sesten çıkmış.) “Okumak… Kitap okumak sessiz bir odada tek başına kalmayı gerektiriyor da ondan. Aslında kitap okumayı sevmeyen epey zeki arkadaşlarım var. Ve okuyamama sebepleri yalnızca canlarının sıkılması falan da değil. Kitap okuma esnasındaki o yalnızlık, o düşüncelerle baş başa kalma hâli neredeyse bir çeşit dehşet duygusuna yol…
Kafama Göre Şarkı Çevirileri #12 (In Dreams – Roy Orbison)
Bir önceki yazıda şarkıya-türküye sallayıp ardından çevirisini yapmak da anca buster’ınıza yakışırdı, kabul edin. Ama söz sözdü. Eskiden olduğu gibi. Eskiden… Gerçi eskiden çok mu farklıymış bazı şeyler, isterseniz beraber bi’ bakalım. * Tevatüre göre, Roy abimiz 19 yaşındayken konseri sırasında Claudette Frady ablamızı görmüş ve yamulmuş. Yavuklusu 16 yaşına gelir gelmez de basmış nikahı….
buster hakkında bilmek isteyip de sormaya asla cesaret edemediğiniz her şey #1
Başlık biraz arak. Aman, ne var? Zizek de yapmış aynısını. 92’de. Lacan Hakkında Bilmeyi Hep İstediğiniz Ama Hitchcock’a Sormaya Korktuğunuz Her Şey diye. Asıl kitap 69’da, Dr. David Reuben tarafından kaleme alınmış, Woody Allen ise sinemaya uyarlamış. Bizimki doktordan arak. Bilelim. Bilmek mühim. * -buster müzik dinlemekten neden nefret ediyor, kendisi ruh hastası mı? Öncelikle…
Harflerin Hatırlattıkları #4
Her şeyi parça parça yapmayı, sonra sonra o parçaları alakasız zamanlarda hatırlamayı çok seviyorum. Bu serinin ilk ikisini silmişim. (Silmek huyum olmadığı için merak ettim, sanırım başkalarının cevaplarından bir karma idi.) Üçüncüsü şuymuş. Dördüncüsü 14 sene sonra yayında. * Ardıç: İnsan belirli bir kişinin yüzünü, o yüze bakarak bir şeyler anlatmayı özler mi? Özlüyor işte….
Casablanca: Rick’in değil Victor’un hikâyesi
Balat’ta yaşadığım zamanlarda, Casablanca’nın dönem film afişi salona çıkan uzunca koridorun sağında dururdu. Afişi kadar filmi de sever miydim o günlerde pek anımsayamıyorum. Yüksek ihtimalle ben de Rick gibi hisseder, dünyaya, yaşananlara, tüm iyi niyetime karşın olamamışlara hınç duyardım. Filmi geçenlerde tekrar izleyince, yerli-yabancı yorumları okumaya durdum. Hiçbiri tam manasıyla beni tatmin etmemiş olacak, hakkında…
Yas Günlükleri #2
“Paylaşman gereken acıyı iki katına çıkardın, hafifletmen gereken ıstırabı azaba dönüştürdün.” -Oscar Wilde, De Profundis I’m Thinking of Ending Things‘i ben çevirmiş olsaydım, ve biraz da uçarı, ne bileyim gerçek bir edebiyatsever olsaydı başımda, Ömer Lütfi Mete’nin Gülce şiirinde geçen o mısrayı seçerdim başlık olarak: Uçurum Kenarındayım Hızır. Uçurumun kenarı deyince de aklıma hep…
Barış Karamuço, Ağlayan abi, Sinoplu, Bembayaz olan kız ve Babam
Gece 2, can havliyle bağırıyor. Babam. Anlamıyoruz. Dişleri yok, motor bölümü çoktan bozulmuş. O mu, bu mu, şu mu? Yüz-on-iki, diyor. Bozulmamış diye azıcık seviniyor, haldur huldur hazırlanıp, telefonu tuşluyoruz. Ambulans ist… Hastamı… Hastamızın ağ… Evet… Evet, evet va… Hastamızın ağzından kan geliyor. İmam sakal-bıyıklı bir doktor. Önce şaşkınlığını gizleyemiyor sonra güzel bir hastaneye yerleştiriyor…
Sıkılmalısın, sıkılmaya ihtiyacın var, ve hatta, sıkılmak normaldir
Bilgi sahibi olmakla bilge olmak arasındaki farkı düşünüyorum son zamanlarda, sıkça. Komiği, yapılan salaklıklarla hatırlanan 10’lu yaşların sonundan 20’li yaşların ortasına dek bilge biriymişim çıkarımında bulunmam oluyor. Her defasında. Bugün bunun farkına varmam bir profesörün attığı video sayesinde oldu, yarın belki o günlerde yazdığım bir e-postayı yeniden okuduğumda olur, bilemiyorum. (Ve bu şekilde başladığım denemelerde…
Neden Pablo Neruda’dan daha iyi mektup yazamıyorum?
Jane Austen Kitap Kulübü adlı filmde geçen, duyduğum en afili alıntılardan birini bi’ beş sene kadar önce şurada (yazının ortalarına doğru, fotoğraflı) kullanmıştım. (En iyisi filmi de tekrar izlemek, yazı bir bitsin de.) Canım okur, üzülerek hemen belirtmeliyim ki, bu yazı o beş sene önceki yazı kadar güzel olmayacak. Eğer uzun zamandır doğru dürüst bir…









