Erkeklerin gözünden kadınlar değil. Salt kadınlar. Kadınlar hakkında yazmak istiyorum. Bir öykü, bi’-bir şey. Ne olduğunu bilmiyorum. Önemsiz de isim vermek zaten. Ama hangi kadınlar hakkında olduğunu biliyorum: Kocası ölünce nihayet kendi için bir şeyler yapmaya başlayan, onca zaman boşu boşuna yaşlanan, kendini hiç düşünmeyen, hatta erken ölen kadınlar hakkında. Veya her şeyden korkan, korkutulan, feminist…
Category: Köşe Yazısı
Kitabı Yarıda Bıraktıran Şeyler – Çeviri Metinlerdeki İsim Sendromu//Yer İsimleri
Kütüphaneme okuduğum kitapları yerleştirirken yere düştü. Bu tür olaylara kozmik anlamlar yüklemeyi seven ben, hemen aldım çok güzel kapaklı kitabı ve bir köşeye koydum. Demek ki okunmayı bekliyor artık, dedim. Çok çok iyi olduğunu ve seveceğimi düşündüğüm iki kitap vardı sırada ama onları hemen bir kenara ittim. Çünkü bu kitap beni oku diye resmen önüme…
Orhan Pamuk ve Ben Bir Ağacım üzerine
Orhan Pamuk’un, ülkemizin öteki pop yazarlarından farklı bir yerde durmasının tek nedeni var. Yeteneği. Onun yeteneğini kimse inkâr edemez. Kimileri bu yetenek sözünü sevmez, çalışmak der. Çalışmak önemlidir gerçekten. Orhan Pamuk da çalışmak der. Hatta bununla ilgili -belki para kazanmak için- kitap da yayımlattırmıştır. Ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Hatta çalışsaydı daha iyi yazabileceğine de…
Ahmet Erhan Anım
Geçenlerde sipariş verecektim internetten, yine kitap alacaktım. Bakarken kitaplara, imzalı olanlara da bakayım, dedim, Uygun bir şey çıkarsa alırım. Garip olan bu değildi. Ahmet Erhan’ın ilk şiir kitabının, ilk baskısının imzalısını gördüm. Dedim, Alsam mı almasam mı. Yine hayaller kurmaya başladım, dedim, Nasılsa ileride yazar olacağım, Ahmet Abi genç, alırım imzalatırım, hem de kendi adıma….
Midemi Bulandıran Şeyler
Bunu seri olarak yapmayı tasarladım. İlk sayısında yer vereceğim konuysa kesinlikle nitelikli edebiyattan az anlayan insanlar. Bu kişileri bir milyon kilometreden seçebilirsiniz. Pek bir şey bilmedikleri gibi, çok şey konuşmaya çalışırlar. Durduk yere yazarlardan alıntılar yapıp, bir şey biliyormuş havalarına girmeye bayılırlar. Acınası bir durum. Bazıları vardır, iğreti durmaz; bazılarının yapmacıklıkları bellidir ya, onu diyorum…
Harry Potter’ın Sevilme Nedeni
Film hakkında konuşacağımdan, cevabım: Yardımcı oyuncuları. 3 adet ergenin yanında 10 sene boyunca rol kesen oyuncuları şöyle bir yazalım. Önce bir yazalım çünkü. Çünküsüne sonra geleceğim. (Herhangi bir sırayla yazıyorum yanlış anlaşılma olmasın.) Alan Rickman, Timothy Spall, Maggie Smith, Ralph Fiennes, Jim Broadbent, Julie Walters, Kenneth Branagh, Gary Oldman, Emma Thompson, Helena…
“Kitabı Kapağına Göre Yargılama” Saçmalığı Üzerine
Başlıktaki gibi sözler etmişse de bazıları, okumadığın bir kitabı ilk olarak kapağına göre değerlendirirsin. Bu şaşmaz çünkü okumamışsındır işte, adı üzerinde. Elindeki tek veri budur. Tanımadığın insanı gözlemleyebilirsin belki ama tanımadığın bir yazarı gözlemlemek ne yazık ki bedava değil. Satın alman lazım. İşte ben de yine “tam da bu yüzden” diyorum ki: “Madem kitap basacaksın/basıyorsun…
Sonu Sürprizli Filmler
İnsan her geçen sene geçtiği senedeki kendini beğenmiyor. Bunu kelimelerle oynayarak daha farklı ve güzel bir şekilde ifade edebilirsiniz. İnsan bir de bu tür aforizmaları daha çok kendinde hissettiği eksikliklerden sonra çıkarabiliyor. Ben mesela, takılmıştım ya Rimbaud’nun sözüne, ben başkasıyıma, her an başkasıydım ya o günden beri aslında dünyam daha aydınlık diyebilirim, her sene başkası olmak pek…
“Yaz” Pisliktir!
Yaz, yağlı saçtır. Yaz, terdir. Yaz, pis kokulardır. Yaz, sivri ve garip sineklerdir. Yaz, karıncadır. Yaz, sidik kokusudur. Yaz, nemdir. Yaz, nefes alamamaktır. Yaz, öğlenleri evde oturmaktır. Yaz, gece de olsa karanlığa saklanamamaktır. Yaz, sonradan boşanacakların evlenmesine seyirci olmaktır. Yaz, çocuk sesidir. Yaz, korna sesidir. Yaz, gürültüdür. Yaz, kalabalıktır. Yaz, ergendir. Yaz, laf atmadır. Yaz,…
“Alın Tabletlerinizi, Başlayın Okumaya…”
Okumak önemli şey. Mesela bugün bu yazıyı görmemiş olsaydım, birinin, daha önce dediklerini tekrar etmiş olacaktım belki birkaç seneye en fazla. Belki de Ahmet Cemal de birinin başka bir dilde daha önce dediklerini demiştir en kötüsü; en iyisi, düşündüklerini, demek istediklerini demiştir belki… Her neyse. Elbet karşı çıkanlar olacaktır, özellikle bu özelliği kullananlar… Hatta abartarak:…









