-Bir anda Esmerelda oldu senin için yani. -Bilmem, bana su verdi. Daha önce kimse bana su vermemişti, aynı bardaktan hem de, tiksinmeden içtim. -Şu bardak mı? -A-ha. -Sonra? -Sen cennet sendromu nedir bilir misin? Bu aslında psikiyatrla– -Yani ne alakası var şimdi bunun konuyla, detaylarda çok boğul– -Dur bi’ dakika. Dinle. Bak, bu cennet sendromu…
Category: Köşe Yazısı
-Güzel Günler Bizi Bekler
Size (belki de en çok kendime) bu yazıda öykü yazarken geçtiğim evrelerden bahsedeceğim. Uyuz bir tınısı var, biliyorum, ama başka türlü söylemesi de zor, başlıyorum: Mükemmeliyetçi bir yapım var. Bir işi ya (kendi potansiyelim dahilinde) kusursuz yapmalıyım ya da yapmamalıyım. Bunu övünmek için filan söylemiyorum, inanın. Gerçekten hayatımı her anlamda zorlaştıran bir durum. Ama sadece…
03.38 – Zamanın Neresindeyim?
Tam olarak kimi araştırıyordum hatırlamıyorum. Hatta araştırıyor muydum, yoksa okumam gereken bir metin miydi, bir romanda mıydı bilmiyorum, İngilizce’ydi ona çok eminim. “Klişe” diyebileceğimiz laflardan esasında; ama tam hatırlayamadığım, ve not da almadığım için (ben artık not da almamaya başlamışım okurcum, gör halimi, bitmişim ben) çok saçma olacak şu anki sallama çevirim ama: “Buradayken buradayım,…
Bir: Sorun Etmek ve İki: Nereye
Geçenlerde arkadaşla sahildeydik. (“Arkadaşla”, kim bu arkadaş?!!!! Tanımazsın. İsmi ne!!111!!) İnsanın bilime veya sanata adayabilmesi için kendini, bir şeyleri sorun etmesi gerekir kendine, dedim. Sorun edilmeyen yerde ikisi de olmuyor. Biri, çocuğunu izlerken, aynada kendini ne zaman fark edeceğini “sorun eder”, ve bunun üzerine çalışmaya başlar, ve bu sorun edene eşlik eden bir beş kişi…
Yazamama Sayıklamaları, Bahaneleri, Yalanları
Yazan herkesi kıskanıyorum. Ecnebilerin “writer’s block” dediği durum bu olsa gerek. Ama ortada bir “writer” yok ki, “block”u olsun değil mi sayın okuyucum? Ama, neden? Uzun zamandır yazmaya çalıştığım öykü bile yok. Karalamalar var hepsi hepsi, hepsi bu. Ve şu an, yazmakta olduğum şu blog yayınını bile yedibinbeşyüzaltıkere (hep abartınca bu sayıyı derim) silip baştan…
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
İle “Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı” kuzen sanki -hep ikisini karıştırırım-, “Çok Eski Adıyladır” ile de kardeş -kardeşler karışmaz-. Bilemiyorum. İsimlerini çok sevdiğim bu kitapların içeriklerine bayıldığım söylenemez. Sadece Bilge’ninki için bir şey demek istiyorum, daha önce yine internete konulmamış şu cümleler, benim kitapta en vurulduğum kelimeler, nasıl olmaz bilmiyorum, belki de yine ben bulamadım: “Oysa…
Yazamamak, Kız Arkadaşım ve Çocukluk Üzerine
Bakın baylar (Hayal Kahvem’in düzeltmesi ilehanımlar da), yazmak kadar yazamamak da beni var eden bir şey. Kendimi öldüresiye saklamam, saklandıkça daha da dolmam ve en sonunda dayanamayıp bir şeyler çiziktirmem hep bu yüzden. Sizi bilmem baylar ama ben yazamamanın verdiği hazza vâkıfım. Onu bilirim, onu içimde tutarım ve onu sever, okşar hatta öperim de. Evet…
Hitler, Platoncu (Eflatuncu) muydu?
Hanımlar-Beyler, Kadınlar-Erkekler, Bayanlar-Baylar, Şu yazıyı yazdığımda Platon ile ilgili şeyler okuyordum. Nihayet kendisinin çalışmalarını hatmettik ve ilginç bir şeye rastladık. (Gene bi’ anda çoğul konuşmaya başladım, hayırlısı.) Bu Platon’un yazdıkları, bildiğin Hitler’in uyguladıklarıydı yahu! Çocukluğumdan beri Hitler’e dair birçok taraflı/tarafsız şey okudum-izledim ama adamı daha önce hiç birine bu kadar yakın görmemiştim. Evet evet, Platon’a….
Osmanlıca Hakkında Birkaç Şey
Pek arkadaşım yok, olanları da niye sevmediğimi bazen anlayabiliyorum. Bazen üzerinde çok durmadığımdan anlamıyorum, aslında bu da bir tercih. Sıkı bir insansevmezim ben. Yalan yok, katlanamıyorum çoğu zaman. Katlanabildiklerime hâlâ şaşırıyorum. Bazılarını öyle çok sevmişim, öyle değer vermişim ki inanamıyorum. Bazılarına da hak ettiği hâlde pek de değer vermemişim. Yazık, hayat böyle hep. Sildiklerime, yazmadıklarıma,…
Olan Bitene Dair Hissettiklerim
“Bir insanın kendisinden çok şey istemesini anlıyor ve onaylıyorum. Ama bu isteği başkaları üzerine de yayar, yaşamını iyi uğruna sürdürülecek bir “savaşa” dönüştürürse, bu konuda bir yargı vermekten kaçınırım; çünkü savaşa, eyleme, muhalefete en ufak değer vermeyen biriyim; dünyayı değiştirmeye yönelik her girişimin, sonunda savaşa ve şiddete yol açacağını bildiğimi sanıyorum, bu yüzden hiçbir muhalefet…








