Birçok ünlü yazarın dediğine göre, yazma işinde ustalaşmak için sadece paslanmamak adına bile olsa, her gün bir şeyler karalamak lazımmış. Nasıl ki her idmanda bir basketbolcunun -ne kadar iyi olursa olsun- şut çalışması gerekiyorsa, ve bu çalışmalarını hatta bazen maç içerisinde tam olarak gösteremese bile, çalışmadığında daha kötü olacağından ötürü bu disiplini kendine edinmesi gerekiyormuş….
Category: Köşe Yazısı
Kronik Tatminsizlik Selamı
Yeni bir şeyler karalama zamanı. Eğer hayattan bir şey isteyebilseydim, o da bir şeye, bir şeylere kıymet verme ihtimalimin artmasını istemek olurdu. Kıymet vermemin artması demiyorum dikkat. Ne zaman bundan, çok değil, yirmi-otuz sene önceye ait bir film izlesem, bir şey okusam, düşünsem, o zamanın zevklerinin insana yetinme duygusu verdiğini, bir şeylerin değerinin bilinmesinin en…
5 Adımda “Orası Ayrı” Ekolü
Gene kudurdum ve artık dayanamayacağımı anlayınca şuraya minikçe bahsedeyim istedim. Hastalık derecesinde kullanılan şu kalıbı artık milletçe bırakalım. Kusasım, öğüresim geliyor gördükçe. Kanıyor gözlerim. Kimler tarafından dilimize pelesenk edildiğine girmeyeceğim, çünkü ORASI AYRI, ORASINI AYRI KONUŞURUZ. — Meseleye elbette dil olarak bakıyorum ve baktıkça çıldıracak gibi oluyorum. Herkes, ama gerçekten HERKES, bu kalıbı -özellikle son…
Cennet Sendromu
-Bir anda Esmerelda oldu senin için yani. -Bilmem, bana su verdi. Daha önce kimse bana su vermemişti, aynı bardaktan hem de, tiksinmeden içtim. -Şu bardak mı? -A-ha. -Sonra? -Sen cennet sendromu nedir bilir misin? Bu aslında psikiyatrla– -Yani ne alakası var şimdi bunun konuyla, detaylarda çok boğul– -Dur bi’ dakika. Dinle. Bak, bu cennet sendromu…
-Güzel Günler Bizi Bekler
Size (belki de en çok kendime) bu yazıda öykü yazarken geçtiğim evrelerden bahsedeceğim. Uyuz bir tınısı var, biliyorum, ama başka türlü söylemesi de zor, başlıyorum: Mükemmeliyetçi bir yapım var. Bir işi ya (kendi potansiyelim dahilinde) kusursuz yapmalıyım ya da yapmamalıyım. Bunu övünmek için filan söylemiyorum, inanın. Gerçekten hayatımı her anlamda zorlaştıran bir durum. Ama sadece…
03.38 – Zamanın Neresindeyim?
Tam olarak kimi araştırıyordum hatırlamıyorum. Hatta araştırıyor muydum, yoksa okumam gereken bir metin miydi, bir romanda mıydı bilmiyorum, İngilizce’ydi ona çok eminim. “Klişe” diyebileceğimiz laflardan esasında; ama tam hatırlayamadığım, ve not da almadığım için (ben artık not da almamaya başlamışım okurcum, gör halimi, bitmişim ben) çok saçma olacak şu anki sallama çevirim ama: “Buradayken buradayım,…
Bir: Sorun Etmek ve İki: Nereye
Geçenlerde arkadaşla sahildeydik. (“Arkadaşla”, kim bu arkadaş?!!!! Tanımazsın. İsmi ne!!111!!) İnsanın bilime veya sanata adayabilmesi için kendini, bir şeyleri sorun etmesi gerekir kendine, dedim. Sorun edilmeyen yerde ikisi de olmuyor. Biri, çocuğunu izlerken, aynada kendini ne zaman fark edeceğini “sorun eder”, ve bunun üzerine çalışmaya başlar, ve bu sorun edene eşlik eden bir beş kişi…
Yazamama Sayıklamaları, Bahaneleri, Yalanları
Yazan herkesi kıskanıyorum. Ecnebilerin “writer’s block” dediği durum bu olsa gerek. Ama ortada bir “writer” yok ki, “block”u olsun değil mi sayın okuyucum? Ama, neden? Uzun zamandır yazmaya çalıştığım öykü bile yok. Karalamalar var hepsi hepsi, hepsi bu. Ve şu an, yazmakta olduğum şu blog yayınını bile yedibinbeşyüzaltıkere (hep abartınca bu sayıyı derim) silip baştan…
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
İle “Eylülün Gölgesinde Bir Yazdı” kuzen sanki -hep ikisini karıştırırım-, “Çok Eski Adıyladır” ile de kardeş -kardeşler karışmaz-. Bilemiyorum. İsimlerini çok sevdiğim bu kitapların içeriklerine bayıldığım söylenemez. Sadece Bilge’ninki için bir şey demek istiyorum, daha önce yine internete konulmamış şu cümleler, benim kitapta en vurulduğum kelimeler, nasıl olmaz bilmiyorum, belki de yine ben bulamadım: “Oysa…
Yazamamak, Kız Arkadaşım ve Çocukluk Üzerine
Bakın baylar (Hayal Kahvem’in düzeltmesi ilehanımlar da), yazmak kadar yazamamak da beni var eden bir şey. Kendimi öldüresiye saklamam, saklandıkça daha da dolmam ve en sonunda dayanamayıp bir şeyler çiziktirmem hep bu yüzden. Sizi bilmem baylar ama ben yazamamanın verdiği hazza vâkıfım. Onu bilirim, onu içimde tutarım ve onu sever, okşar hatta öperim de. Evet…








