Kısa hikâyelere yüklediğim anlamı anlatmaya bile kalkamıyorum. O kadar uzun ki, bir ara yazayım dedim yazamadım. Şiirde de, özellikle çeviri şiirde, çok güzel kıpkısa hikâyeler oluyor. Şiirli söylenmesi, çok yalın ve vurucu olması ve şiirden pek de nasibini almamış olması onları kısa hikâye havasına bürüyor. Bu da dünyadaki en tatlı şeylerden biri kesinlikle. Sizi sebepsiz…
Category: Deneme
Midemi Bulandıran Şeyler
Bunu seri olarak yapmayı tasarladım. İlk sayısında yer vereceğim konuysa kesinlikle nitelikli edebiyattan az anlayan insanlar. Bu kişileri bir milyon kilometreden seçebilirsiniz. Pek bir şey bilmedikleri gibi, çok şey konuşmaya çalışırlar. Durduk yere yazarlardan alıntılar yapıp, bir şey biliyormuş havalarına girmeye bayılırlar. Acınası bir durum. Bazıları vardır, iğreti durmaz; bazılarının yapmacıklıkları bellidir ya, onu diyorum…
Sonu Sürprizli Filmler
İnsan her geçen sene geçtiği senedeki kendini beğenmiyor. Bunu kelimelerle oynayarak daha farklı ve güzel bir şekilde ifade edebilirsiniz. İnsan bir de bu tür aforizmaları daha çok kendinde hissettiği eksikliklerden sonra çıkarabiliyor. Ben mesela, takılmıştım ya Rimbaud’nun sözüne, ben başkasıyıma, her an başkasıydım ya o günden beri aslında dünyam daha aydınlık diyebilirim, her sene başkası olmak pek…
Pezevenk ile Pet-Shopçular ve Çiçekçiler arasındaki muazzam benzerlik
Pezevenk dediğimiz er kişisi, orospu dediklerimizi satar. Orospu dediklerimiz insandır esasında, yani insan satar. Bu pezevenkler kendilerini sattıkları için orospu diyoruz onlara. Aslında orospu kötü bir kelime değil. Üstelik yüzyıllardır her şey değişmesine rağmen bu değişmemiş. Çağımızın köleliği diyemeyiz ama kölelik olduğu ve uzun süredir değişmediği kesin. Bu kadar değişime yatkınken dünya, tümüyle aynı…
Renkli Pantolon ve Sigara
Gün geçmiyor ki ülke siyasetten geberirken sevgili Martin, eski buster, adı gereksiz arkadaşınız, toplumumuzun, bir kanayan yarasına daha tentürdiyot sürmesin. -İğrenç- Hayatım boyunca takılmadığım herhangi bir konu olmadı ama bunu dile getirme sürecim hep uzun sürdü. Gerek takıldıklarımın önemsizliğinden -gerçekten önemsiz- gerek daha önce söylendiğinden. Baktım kimse söylemiyor ben bir el atayım dedim bu meseleye: Bu renkli…
Ferit Edgü ve Ansımak
“Biliyorum bu duvarı benim için yapmışlar. Bilmediğim bir şey var: Ben içindeyken mi örülmüş, yoksa dışındayken mi?” Bu cümle başlı başına bir başyapıttır. Öykünün güzelliği çirkinliği bir tarafa bu tip cümleleri okumak bile çok önemli artık. Zevkten dört köşe olacağım kitapları ya okudum ya da onlar gibi kitapları okurken artık eskisi gibi…
“Orhan Veli’nin Yanlışı”na ağıt
Cemal Süreya bugün beni daha da üzdü, zaten hüzünlü bir gündü. Olmadı bu. Yakışmamış… (Tevfik Fikret’i çok iyi bilmediğim için ben sadece Orhan Veli’ye değineceğim.) Şiirlerini, mektuplarını çok sevsem de Cemalim Süreyam kusura bakmasın ama daha saçma çok az şey okudum. Bir de Orhan Veli hakkında. Ölüşüne bile kulp takmış usta: “Ölmeden şiirini oturtmak görevi…
Mutluluğun Fotoğrafı
“Bir insanı ne mutlu eder ki ya da ne etmez bu kadar kolay?” Bob Dylan’ın 2. albümü olan (2. albüm ama Dylan’ın kendi yazdığı şarkıları söylemeye başladığı ilk albüm) The Freewheelin’ın kapağı bu. O zamanki güzeller güzeli sevgilisi Suze Rotolo ile birlikteler. Çok mutlular. Çok güzeller. Ve çok şanslı gibiler. Sanki hiç kimsenin bulamadığı bir…
-Gerçekten? -Gerçekten.
Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşımla mektuplaşırken aklıma takıldı gene laflar, cümleler falan filanlar. Mesela diyoruz ki: “Seni gerçekten seviyorum.” “Bu oyunu gerçekten seviyorum.” “Buranın dondurmasına gerçekten bitiyorum.” “Vallahi çok beğendim. Gerçekten çok beğendim. Aaaaağğ!” Peki o “gerçekten”in oralarda ne işi var diye sordum kendi kendime bu tür cümleleri okurken. “Seviyorum” veya “bitiyorum” veya “beğendim”lerin -ya…
“Kendini Artık Tanıyamamak” zırvası üzerine zırvalamalar!
İnsan en zor kendini anlıyormuş, kendini tanıyormuş diyorlar. Yalan bu bence. Ne bileyim yalan gibi geliyor üzerinde biraz düşününce. Zaten büyük adamların söylediği sözleri -hım nasıl desem- hiçbir zaman dogmatik bir emirmiş gibi almadım, almam da. “Neden demiş bunu yani,” diye etraflıca düşünürüm. Çok tuhaf, insanlar daha önce yapmadığı bir şeyi yapınca nedense, “Aaa, kendimi…









