Bir önceki yazıda şarkıya-türküye sallayıp ardından çevirisini yapmak da anca buster’ınıza yakışırdı, kabul edin. Ama söz sözdü. Eskiden olduğu gibi. Eskiden… Gerçi eskiden çok mu farklıymış bazı şeyler, isterseniz beraber bi’ bakalım.
*
Tevatüre göre, Roy abimiz 19 yaşındayken konseri sırasında Claudette Frady ablamızı görmüş ve yamulmuş. Yavuklusu 16 yaşına gelir gelmez de basmış nikahı. 3 tane bebeleri olmuş. Herkesin bildiği “Pretty Woman” şarkısını Claudette’i için yazmış. 1964’te, parçanın da içinde olduğu albüm yayınlanmadan evvel karısının kendisini aldattığını öğrenip yıkılmış. Boşanmışlar.
Albümün çıkışından bir sene geçmiş geçmemiş, Bayan Frady ben mallık ettim deyince Roy abimiz açmış kollarını. Ne de olsa küçüğümdür demiş, affetmiş. Yeniden evlenelim ama, öyle olmaz beraber yaşamak diye de eklemiş. Evlenmişler. Ün, şan şöhret. Her yerde Claudette’in şarkısı, mutluluklar, dizboyu papatyalar…
Yeni yeni hobiler edinmişler. Elvis baba ile motorculuk da bunlardan biriymiş. Bir gün, ikili vızır vızır arşınlarken yolları, Claudette kamyonun altına girmiş. Roy abimiz inmiş kendi motorundan, koşmuş, yetişmiş. Ambulanslar, doktorlar, ne çare. Oracıkta, kocasının kollarında can vermiş Claudette.
Roy abimiz çökmüş pek tabii. Turnelere vurmuş kendini. Çocukları kendi annesine bırakmış. Eşinin ölümünden takriben iki yıl sonra üç çocuğunun da bulunduğu evde yangın çıkmış. Evden sağ çıkabilen yalnız en küçük oğlu olmuş.
*
Bu anlattıklarımın aslında In Dreams’le pek bir bağlantısı yok, daha doğrusu olmamalıydı. Zira şarkı 1963’te çıkmış. Ne eşi aldatmış ne çocukları ölmüş o zamanlar. Ama bir rüyada (belki de Oktay Rifat’ımızın dediği gibi bir uykuda demeli) tınlamış şarkı Roy abimize. Uyanıp, hemen taslağı yazıvermiş. Kendini gerçekleştiren kehanet mi denir artık ne denir bilemiyorum bu duruma. İyisi mi, müziği dinleyip, çevirisine bir bakın ve siz karar verin canım okur.
*
Rüyalarda
Rengârenk bir palyaço, Uyku Perisi derler ona
Her gece parmak uçlarında gelir odama
Sırf ben hayal alemine dalabileyim diye, ve fısıldar
“Uyu artık, her şeycikler yolunda.”
Gözlerimi yumar, kapılırım rüzgârına
Büyülü gecenin, ve mırıldarım
Duamı, tıpkı yaptığı gibi tüm hayalperestlerin
Sonra rüyalarımı, sana dair olanları, görebileyim diye uyuyakalırım
Rüyalarda yürüyorum seninle
Rüyalarda konuşuyorum seninle
Rüyalarda benimlesin, her daim benimle
Bir aradayız rüyalarda, rüyalarda
Ama şafak sökmeden evvel
Uyanıp, gitmiş olduğunu fark ediyorum ya
Dayanamıyorum, dayanamıyorum, ağlasam ne fayda
Gitmeden önceki vedan aklımda
Üzücü elbet hepsinin
Anca bir uykuda vuku bulabiliyor olması
Anca rüyalarda
Güzel rüyalarda

Öncelikle yeni yazı gördüğüm için çok sevindim Buster😊 Gerçi ben sana bunu ne zaman desem kendim de uzun süre yazmamış oluyorum o da ayrı konu🙃 önce kendime bakmam gerek. Yazı henüz listede görünmüyor, bloğuna girince gördüm😊
Pretty Woman şarkısını çok severim, filmi de. Bu bilgiyi bilmiyordum.
Bu şarkı da çok güzelmiş, hoşuma gitti.
Yaşananlara çok üzüldüm, böyle şeyleri okuyunca çok üzgün hissediyorum😔
Ayrıca bana film önermedin hala🙃😔
(mecbur muyum diyeceksin şimdi? değilsin tabii😊)
Hahhahahah, bıktım valla, biri beni spam’lamış herhalde, ya da düşer blogger’ın listesine ya birkaç dakikaya. Ve bence uzun süre yazı yazmamak insanı besleyen bir şey, yazma hakkında düşünülüyorsa o arada tabii. Niteliği çok daha önemli.
Bana da bu yaşananlar büyü gibi, kehanet gibi, ne bileyim, çok çok acayip geliyor. Aslında ben yazarların özel hayatlarını pek araştırmam, dedim bu adam neden bu kadar olduğundan yaşlı duruyor, meğer sebebi varmış =/
Nasıl bir film olsun veritabanımızın biliyorsun maşallahı var Çeri. Bu yazıdaki film karesi Roman Holiday’den. Kendisinden sonraki bütün romantik komedilerin atası, izlemişsindir belki gerçi.
Bu ara blogger’da sorun var, yazılar geç düşüyor.
Yorumlarım da görünmüyor bazen sende sanki, ben de anlamıyorum🙃 çünkü etiketlerine bakıp yazmayı seviyorum.
Bu filmi izlemedim, korku dışında hepsi olur.
Ben kendimi çok film izliyor diye biliyordum ama sen daha çok izliyorsun. Veritabanının çok olmasından dolayı sordum😊
Ben de sana bir tane önereyim (kesin izlemişsindir) Dirty Dozen 😊 1967 yapımı ve çok güzelmiş birkaç gün önce izledim arkadaşımın önerisi ile, aşırı hoşuma gitti.
Şu anda da The Punisher izliyorum, 8. Bölüme geldim, gerçi bazı sahneleri hiç benlik değil ama🙃
Bu arada bunların dışında bazen yazmak istiyorum bazen istemiyorum. Bu ara hep öykü yazıyorum, yazmaya çalışıyorum😊