“Tanrım ne güzelsin, bir fotoğrafını çekebilir miyim?” (Yok olmaz öyle pat diye.) “Ehm, Hey sen! Evet evet, sen! Elinle gösterme kendini ve arkana da boşuna bakma başka birisi yok zaten.” -Kısa bir sessizlik ve bakışmadan sonra, “Neden bu kadar mutsuz görünüyorsun bakalım?” (O da olmaz, Amerikalı mısın ulan? Ulan mı?) “Hayatımda gördüğüm en iç gıdıklayıcı sese…
Category: Anılar ve Hikayeler
Yeşil camlı pembe kask üzerine annesel düşünceler
Babası, yanından geçen sahilin en güzel -kendisi gibi dul- kadınına bakakalmıştı. Bembeyaz elbisesinin içinde gösterişli kollarıyla, kaslı bacaklarıyla, parfümüyle dilinin ucunu alt dudağının üstünden-üst dudağının altından geçirerek yanından süzüldü taa karşı kaldırıma. Peri. Yüz seksen derece kafasını ona döndürerek bakıyordu herkes. Ayaklarında, bileklerine kadar uzanan sandaletler; bileklerinde boncuklar, bileklerinde dövmeler… Herkesin biraz genç hissetmesini sağlıyordu…
Minare Ucu
meşe palamuduna, mut-le’ye, Umarım huzurlusunuzdur gittiğiniz yerde; Sizi seven bir kişi var en azından hâlâ bu garip dünyada. Minare Ucu Telli sokağın en sonundaki ya da en başındaki pembeli binada cigara tüttürüyordu Necdet ya da Nejdet amca “ya da” Amca. (Samsun’du bu tüttürülen, çok net hatırlıyorum.) Yağlı, yer yer sarıları sanki üzerine tentürdiyot dökülmüşçesine turuncumsu,…
Bir Öykü (Otuz Dokuz Yılında – Üç Kardeş)
Ön deyiş Merhaba blogçular, Konuşacak bir şey yok. Öykü yazdım. Belki de burada paylaşacağım son öyküm, adını sevdiğim blogum…“Bu dünyayı kurtaracak tek şey gerçek sevgi.” C. Buster. Otuz dokuz yılında – Üç kardeş Yıl 1939 iken pek klastım. Şimdiki gibi buruş buruş, yürüyemeyen, altına kaçıran, geniş basenli, baş örtülü, gıdısı sarkmış,…
Bata Çıka Toprak Hikayesi
– Abi lanet olsun bize ha! Şu arabanın bile kapısını açamadık! – Ya neden öyle diyorsun kızım, çok ses yaptın. – Bütün o başarısızlığını kendinde değil başkasında arayan insanlar filan gibi konuştun. – Lanet olsun insanlara! Bak tamam, bu sefer olmamış olabilir ama inan ki… – Ya ne bu seferi! Bu elimizden kaçırdığımız kaçıncı araba?…
Çiğdem’e Ağıt
(Belki o bu başlığı görse çok kızardı. Hem ağıtın anlamını değiştirdiğim, hem de isminden sonra “hocaya” ya da “öğretmene” demediğim için. Ama olsun. “Geçenlerde Turgut Uyar okurken böyle bir başlık atmaya karar verdim,” dersem akabinde, sevinirdi eminim.) İlkokulda -fakir okulumuzda- griye çalan ama siyahımsı, camlı ve içi gözüken, boğuşurken kıçınız yanlışlıkla ona çarptığı zamanlarda gırçlayan…
Kadın vs. Erkek
E: Erkek. Tahminen 25-30 yaşlarında. K: Kadın. Tahminen 25-30 yaşlarında. YT: Yaşlı Teyze. Tahminen 60-65 yaşlarında. –I. BÖLÜM- ERKEK– YT: Naber evladım nasılsın?. E: İyi işte Müjgan Teyze ne olsun uğraşıp duruyoruz. Barbaros nasıl? (Barbaros arkadaşı teyzenin oğlu.) YT: O da iyi okula gidip geliyor master yapıyor ya. E: Doğru uzun zaman oldu görüşmeyeli. Evet……
Parkta 12 Gün
1. Gün – 12.00 – Öğlen Çocuklar okuldan çıkacak. Anne çocukları almaya geldi ve parkın çardağına oturdu. Anne yorgun. Anne gözlük. Pencere mutlu. 2. Gün -02.02- Gece Yarısı Apaçi müziği eşliğinde gençler dans ediyor. Hepsinin hayali bir gün gündüz kuşağında bir canlı yayında figürlerini sergileyebilmek. Gençler umutlu. Pencere; pencere. 3. Gün -17.04- Akşam Hava gri….
Annecim Beni Seviyor Musun? & Yaşlı Adamın İlginç Hikayesi ve Bir Kız
Saçları beyaz gibi beyaz, suratı yamalı futbol topunu andıran, gözleri floresan gibi mavi… Alnında çapa izi, dudaklarında bıkkınlık, sakallarında istemsiz bir sıklık… Camdan bakıyordu çocukluğundaki kirpikleri; ve önünde oturan uzun saçlı erkek çocuğuna bakamayacak kadar utanıyordu yaşlılığından ve yalnızlığından elleri… İlkokul tıraşını 5 senedir olan Leman’ın oğlu, “Annecim beni sevmiyor musun?” deyip haykırmaya ve akabinde…
Dünyanın En Kırmızı Yanaklı İnsanı
Biraz daha şişmanladım son zamanlarda. Bembeyaz saçımın örgüsünü bir hemşire açıyor şimdi. Halbuki bastonla yürümeye başlayalı daha şunun şurasında 5 sene olmuştu. Nereden geldi bu düşüş? — Saçım kadar beyaz olmayan bir hastanedeyim; hava gri, pek daral geldi. Boynumu açıyorlar neyse ki. Çok sıkmıştı şu baş örtüsü, hemşire onu da açtı. Elleri ne kadar da…









