* Hayatı boyunca elle tutulur hiçbir acısı olmayanların, bir o kadar acıdan bahsetmesi ve hatta ağızlarından bu kelimeyi düşürmemesi ne kadar üzücüdür, bir düşünürseniz eğer.
Bu tip insanların bir özelliği de yeni yeni acılar yaratırlar kendilerine. Dertlerini de pahalı bir kafe veya lokantada (onlar restoran derler), birkaç kilo şeker attıkları kahveden eser kalmamış kahve ve kendilerini seksi sandıkları ipincecik bir sigara ve yeni şekillenmiş, kendi renginden eser olmayan tokasız saçlarının eşliğinde; kafasının şişmesini hiç ama hiç önemsemediği arkadaşlarına satmaya, onlara ne kadar düşünceli bir ademoğlu veya ademkızı olduklarını göstermeye, kanıtlamaya daha da iğrenci sahtekârca onlara bunları gerçekten düşündüklerine -hiçbir yerden duymayıp kendi kendilerine, öylece düşündüklerine- inandırmaya çalışırlar.
İğrençsiniz. Midemi bulandırıyorsunuz. Beni hasta ediyorsunuz.
* Şimdi şunu yazan adama tapmazsın da ne yaparsın:
“Eğer yeterince inanırsan, kazanacak bir şeyin olmadığı gibi kaybedecek bir şeyin de olmadığını anlarsın.”
Buradaki inanmak sanırım bir Allah’a inanmak. Ya da bir gün öleceğine inanmak. Neyse bakalım, daha iyi fikri olan varsa alalım?
* Gerizekâlı insan: Akrabalarını yeterince eleştiremeyen ve aptallıklarına “aptallık” diyemeyenlerdir.
* Aptal insan: Bunları kafaya takanlardır. Sahiden, aptal olmakla ilgili bir sorunum yok da, bazen bu dünyadaki insanlar canımı sıkıyor.
* Para isteyip, ne yapacaksın veya ne alacaksın paranla diye sorulduğunda: “Bakkala bi’ şey almaya gidicem.” diyen çocuk candır. Olsa yenir, bacakları ısırılır, parmakları öpülür; yeniden videoları izlense ağlanır. Öyle bir çocuktur bu çocuk. Yazmak gerekir onu da, yazmaya başlanabilirse bir yerden, yeniden.
* Vakit, yaşlı gözlerle “İnce Memed” okuma vaktidir.
* “Hiçbir şey bilmeyen kızlar mı, birkaç şey bildiği için götü tavanda olan kızlar mı?” derseniz ilkini seçmek her zaman tercihimdir. Bir zamanlar yanda yazan yazı gibi, aptal üzmez ki aldatanlar üzüyor insanı.
* Sahiden, bazen iyi arkadaşlarım var; hiçbiri çok fazla vakit geçirmediğim insanlar ama… Sizi dinliyorlar ve sizi soruyorlar. Yani, okudukça duygulanıyorsun şunları… Bilmem ne kadar doğru yazılanlar ama yazılan çok güzel:
“düşleri olan-olabilen hatta-, düşlerini gerçeğin hiçbir yavanlığına teslim etmeyen-her şeye rağmen hatta-, düşleriyle yürüyen-bunu tercih eden hatta-, düşlerine inanan bi çocuk olarak; sıkıcılıktan, gerçeklikten ve bu gerçekliğin getirdiği klişelikten ölen şu fani dünyada senden adam olmayacaksa kimden adam olacak behey behey behey matruşka sorarım sana? (:”

Nerelerdesin Şehzade Can 🙂
Buralardayım diyeceğim de yalan olacak. Yakında oralarda daha sık olacağım umarım. İnternet sorunu yaşıyorum, sanırım olay bu =)
Hiç acısı olmayıp kendine dert yaratanlar var ya, ben onlara sinir oluyorum hem de çok sinir oluyorum. Saçma sapan şeyleri dert ediyorlar.
Bu dünyadaki bazı insanlar benim de canımı çok sıkıyor, uzak olsunlar, hiç çekemiyorum. Çekemediğim için yüzüme, sözlerime hatta yazılarıma fazlasıyla yansıyor🙃
İyi arkadaşların varsa çok şanslısın kesinlikle. Benim de çok az var, zaten ben herkesi sevmediğim için etrafımda çok fazla insan olsun istemiyorum. Bazı kişiler var, onları seviyorum, sohbet etmek iyi geliyor.
Hiçbir şey bilmeyen kızlar paragrafında bir şey anlamayan anlamayan anlamında mı yazdın? Çünkü ben de anlamıyorum bazen🤦♀️🙃
Korkularım da var bu arada.
Çok eski bir yazına denk gelmişim yine😊
Okurken gözlerim kapanmaya başladı. Yazı çok güzel, yanlış anlama, ben yorgunum🙃
Son olarak sen de benim iyi arkadaşlarımdansın Buster😊 ben öyle düşünüyorum. Aslında bu düşünceden öte bir his ama sanırım bunu anlatamayacağım. Senin, beni anladığını düşünüyorum Buster😊
Ben bu yorumu yeni görüyorum, dediğim gibi bir şey oldu ve eski yazılara gelen yorumlar iletilmiyor bana nedense, başka onaylanması gereken yorum olunca görebildim.
Bu arada, bu gerçekten eski bir yazı. Bir ergenin hezeyanları diye okuyalım, hiç mi hiç alınmayalım hahahhaa. Ne için sinirlenip yazdığımı hatırlıyorum, böyle arada yorum geldikçe de düzenliyorum. Utanıyorum da biraz, sinirlenip ne biçim de laflar demişim hahahhah.
Bir şeyleri anlamamak çok normal bence. Yazılı ifade edilen duygular o kişinin tarzına alışık olmayınca anlaşılamayabiliyor. Kızlar paragrafında şey gibi aslında, “cahil mi yoksa yarı cahil mi daha evladır” demek istemişim sanırım. Cahil olsun en azından cahil olduğunu bilir, yarı cahil onu da bilmez falan filan.
Çok teşekkür ediyorum Çeri, sen de benim iyi arkadaşlarımdansın =).
Not: Hikâyenin twist’ini unutmuşuz. Bu yazının en sonunda alıntıladığım arkadaşımla herhâlde 10 küsür senedir hiç konuşmadık. Ne yapıyor, buraları okuyor mu (ben nedense yazarlığına değer veririm, kendisine değer vermiyorsam da kişinin), öldü mü kaldı mı hiç haberim yok resmen. Nazar etmişiz kendi kendimizi hahahahhhaha.